Ayvacık'ta Korubaşı köyünde keşif ve bilirkişi incelemesi öncesinde gerginlik!

Çetin Yılmaz 9 Haziran 2026
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Projesi'nin iptali davası kapsamında düzenlenen keşif ve bilirkişi incelemesi öncesinde gergin anlar yaşandı.

Haber: Atilla Yoğurtçu

Ayvacık ilçesine bağlı Korubaşı ve Kulfal köyleri mevkisinde Manici Turizm ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Limited Şirketi tarafından gerçekleştirilmek istenen proje kapsamında "ÇED Olumlu" kararının iptali amacıyla açılan dava doğrultusunda bölgede geniş katılımlı bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamaya göre, 8 Haziran 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilen inceleme öncesinde davacıların Korubaşı köyünde toplandığı sırada gerginlik meydana geldi. Toplantı alanında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan ile davanın avukatı Seçil Ege davacılara yönelik bilgilendirme yaptığı sırada şirket temsilcileri toplu halde alana intikal etti. Şirket yöneticilerinden olduğu belirtilen bir kişi, gruba ismen hitap ederek, “Süheyla Hanım’ı tanıyoruz ancak sizlere yalan yanlış bilgi veriyor. Size doğruyu anlatmaya geldik.” şeklinde konuştu.

Bu ifadelerin ardından davacılar ve desteğe gelen vatandaşlar, şirket yöneticisi ile beraberindeki kişileri alana sokmayarak bölgeden uzaklaşmalarını talep etti. Şirket çalışanlarının alanda kalmakta ısrar etmesi üzerine gruptakiler “Şirket, köyümüzü terket” şeklinde sloganlar attı. Şirket çalışanlarının ısrarlı tutumu ve sataşmaları nedeniyle ortamdaki gerilimin dozu arttı. Bilgilendirme mekanına giriş yapamayan şirket elemanlarının pankart açtığı görülürken, daha sonra alana gelen kolluk kuvvetleri yaşanan tartışmalara müdahalede bulundu.

SONDAJ NOKTALARINDA YAPILAN İNCELEMELER

Keşif hakimi ve bilirkişi ekibinin Korubaşı köyüne ulaşmasının ardından hep birlikte proje sahasına doğru hareket edildi. Güvenlik güçlerinin tutumu nedeniyle gergin başlayan inceleme süreci aynı şekilde devam etti. Yola barikat kuran kolluk kuvvetleri, avukatlar haricindeki davacıların keşif alanına girmesini engelledi. Yapılan sert itirazların neticesinde sadece Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan inceleme sahasına kabul edildi. Süheyla Doğan’ın hakime yönelik itirazda bulunması ve diğer davacıların da keşfe katılma hakkı olduğunu belirtmesi üzerine, dışarıda kalan davacılar da keşif alanına alındı. Avukatların beyanlarını sunmasının ardından hakim, davacılar arasından yalnızca dernek adına Süheyla Doğan’ın beyanını dinledi. Doğan'ın diğer davacıların da dinlenmesi yönündeki talebi ise hakim tarafından kabul görmedi.

Planlanan ilk sondaj noktasının, arıcılık faaliyetlerinin de yürütüldüğü bir bölgede yer aldığı kaydedildi. Ardından ikinci sondaj noktasına geçildiğinde, arazisinde traktör üzerinde çalışmakta olan bir köylü ile karşılaşıldı. Bölgedeki durumdan haberdar olmayan mülk sahibi, “Ne işi var bu insanların tarlamda?” şeklinde soru yöneltti. Kendisine durum açıklandığında şaşkınlık yaşayan köylü, hakime dönerek “Ben tarlamda sondaj yapılmasına razı değilim.” dedi. Hakim ise bu sözlere “İsterseniz davaya müdahil olabilirsiniz.” şeklinde yanıt verdi. Projenin planlandığı bu alanın özel mülkiyet olduğu ve mülk sahibinin durumdan önceden bilgisinin bulunmadığı belirtildi.

Üçüncü sondaj alanına geçildiğinde ise bu noktanın organik sertifikaya ve ödüle sahip olan Buta Butik Zeytinyağı Fabrikası’nın hemen bitişiğinde yer aldığı saptandı. Belirlenen ilk üç sondaj noktasının tamamen zeytinliklerin içerisinde kaldığı, lavanta tarlalarına ve asma bahçelerine yakın konumda bulunduğu ifade edildi. Dördüncü sondaj noktasına gitmek amacıyla ormanlık alanlardan ve zeytin tarlalarının içinden geçilmeye çalışılsa da ulaşım zorlukları sebebiyle ilerleme kaydedilemedi. Heyet geri dönerek dron uçurmak suretiyle diğer üç sondaj noktasının havadan görüntülerini kaydetti. İnceleme süreci Kulfal köyü yakınlarındaki bir yamaçta tutanakların imzalanmasıyla tamamlandı.

DAVA SÜRECİ VE DERNEĞİN BEYANI

Söz konusu davanın yedi bilirkişisinden üçüne yani ziraat, çevre ve orman mühendislerine yönelik yapılan itirazların mahkeme tarafından reddedildiği açıklandı. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nin mahkemeye sunduğu beyanda şu gerekçeler yer aldı: Proje sahasında yoğun şekilde zeytinliklerin bulunması sebebiyle Zeytin Kanunu hükümleri gereğince bu projenin söz konusu alanda yürütülemeyeceği ve projenin yasalara aykırı olduğu vurgulandı. Benzer şekilde AKÇANSA Şist Ocağı davasında da aynı mahkemenin bu gerekçeyle yürütmeyi durdurma kararı verdiği anımsatıldı. Korubaşı ve Kulfal köylerinin doğrudan ruhsat alanı içerisinde kalmasının ruhsat hukuku açısından sakıncalı olduğu belirtildi.

Proje tanıtım dosyasında sondaj derinliklerinin 2000 metre olarak öngörülmesinin, alandan jeotermal akışkan çıkarılmak istendiğine işaret ettiği kaydedildi. Jeotermal akışkanın ise jeotermal enerji santrallerinde (JES) kullanıldığı ifade edilerek, şirketin tepki çekmemek adına projenin amacını "Sağlık Turizmi" olarak yansıtmaya çalışmasına rağmen asıl amacın jeotermal enerji santrali olabileceği dile getirildi. Sağlık turizmi amacıyla ihtiyaç duyulan jeotermal su için 2000 metre derinliğe inilmesine gerek olmadığı ve daha düşük sıcaklıktaki termal suyun yeterlilik sağladığı aktarıldı.

Sondaj çalışmalarının henüz gerçekleştirilme aşamasında bile doğaya ve insan sağlığına ciddi zararlar verdiği; kullanılan kimyasallar, sondaj atık çamuru çukurları, sızıntılar, delme işleminin yeraltı su rejimine etkileri, yeraltında oluşan boşluklar ve sondaj kuyusu testleri gibi unsurların bu zararlar arasında yer aldığı ifade edildi. Kuyuların patlama riski taşıdığı, patlayan kuyuların günlerce durdurulamadığı ve çevrelerindeki tarım arazilerini kuruttuğu belirtilerek bu bölgede böyle bir riskin alınamayacağı aktarıldı. Bölgede jeotermal enerji santrali kurulması durumunda; baca gazlarının (karbondioksit, hidrojen sülfür, metan, zehirli kükürt bileşikleri) ve oluşabilecek asit yağmurlarının tarımsal faaliyetler ile insan sağlığını doğrudan olumsuz etkileyeceği bildirildi.

Yeraltı sularında arsenik benzeri ağır metal seviyelerinin yükseleceği, buharın ve akışkan taşıma borularının neden olacağı sıcaklık artışı sebebiyle zeytinliklerde hastalıkların yaygınlaşacağı ve organik sertifikalı tarımın büyük risk altına gireceği vurgulandı. Şirketin daha önce yürütmek istediği Erecek Jeotermal Projesi'ne karşı açılan davanın kazanıldığı, o süreçte sondajın tamamlandığı ve çevreye verdiği zararların bilirkişilerce saptanarak rapora geçirildiği hatırlatıldı. Dernek yetkilileri, bilirkişi heyetinden doğadan, bilimden ve doğrudan yana objektif bir rapor hazırlamasını beklediklerini belirterek, Korubaşı ve Kulfal köylülerinin yaşam alanlarına, tarlalarına ve zeytinliklerine sahip çıktığını ifade etti.