Bakırhan: Süreci başarıya ulaştırmak zorundayız

Çetin Yılmaz 21 Mayıs 2026
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin Kars'ta açıklamalarda bulundu. Bakırhan, sürecin başarısızlığı halinde hem iktidarın hem de kendilerinin bu sürecin altında kalacağını belirterek somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bir dizi ziyaret gerçekleştirmek amacıyla geldiği Kars kentinde gündemdeki "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" başlığına dair kapsamlı açıklamalarda bulunarak, bu kritik sürecin mutlaka başarıya ulaştırılması icap ettiğini, aksi takdirde hem mevcut siyasi iktidarın hem de kendi partilerinin bu sürecin altında kalacağını ifade etti.

Kars'ta partililerle ve vatandaşlarla bir araya gelen Tuncer Bakırhan, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Partisinin Türkiye'nin çok farklı noktalarında aktif saha çalışmaları yürüterek bu süreci vatandaşlara detaylıca anlattığını vurgulayan Bakırhan, sürecin kesintisiz devam etmesinin 86 milyon yurttaşın tamamının yararına olacağını kaydetti. Türkiye'nin demokratikleşme adımları atması ve normal şartlarda savaşa, çatışmalara harcanacak olan büyük bütçelerin doğrudan topluma kazandırılması adına bu sürecin sürdürülmesinin hayati bir önem taşıdığının altını çizen Bakırhan, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu sadece Kürtlerin yararlanacağı bir süreç değil, aynı zamanda Türkiye'de 86 milyonun rahat, huzurlu ve nefes alabileceği bir zemin yaratacak bir süreçtir"

Süreçte 1,5 yıllık bir zaman diliminin geride kaldığını kaydeden Bakırhan, mevcut ilerlemenin çok daha ileri bir safhada bulunabileceğini ifade etti. TBMM bünyesindeki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu tamamlamış olmasına rağmen somut adımların atılmaması sebebiyle toplumun bu noktada bir basınç ve baskı oluşturması gerektiğini dile getiren Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halk bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyor. Ama haklı olarak toplumun bir güven meselesi de var. Hem geçmişte yaşanan süreçlerin bir türlü başarıya ulaşmaması toplumda kaygı oluşturuyor, hem de iktidarın bu konuda biraz tutuk davranması, işe yeterince müdahil olmaması toplumda kaygılara yol açıyor"

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi tabanının kendilerine tam bir güven duyduğunu ve halkın iktidar kanadından da süreç için somut adımlar atmasını talep ettiğini aktaran Bakırhan, "İktidar eğer bu konuda bir adım atabilirse, güven de artar, destek de artar" diye konuştu. Vatandaşların yürütme organı tarafından atılacak yasal adımları beklediğini söyleyen Bakırhan, "Bu sürecin kıymetini bilelim diyoruz. Yanımızda kan gölü, savaş, kaos, kriz var. Hemen yanı başımızda ise bir buçuk yıldır çatışmasız, kimsenin burnunun kanamadığı, insanların geleceğe umutla baktığı bir zemin var. Dolayısıyla bunu doğru değerlendirmek gerekiyor; buna bir kıymet biçmek gerekiyor" ifadelerini kullandandı.

YASA ÇIKARALIM, SİLAHLARINI BIRAKIP TOPLUMSAL VE SİYASAL ZEMİNE KARIŞSINLAR

Bakırhan, niyet okuma yöntemleri ile siyaset mekanizmasının yürüyemeyeceğini ve bu aşamada mutlaka pratik adımların atılması icap ettiğini vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

"Bir yasa çıkaralım, elinde silah olanlar silahlarını bırakıp toplumsal ve siyasal zemine karışsınlar. Şimdi biz yasayı çıkarmadan oradakilerin gelip gelmeyeceğini nereden anlayabiliriz? Niyet okumak mümkün değil. Siyaset niyet okumayla yürüyemez; pratik ve somut adımlarla yürür. Tam da bu pratik ve somut adımların atılacağı bir zemindeyiz"

SÜRECİN BAŞARISIZLIĞI HALİNDE HEM İKTİDAR HEM BİZ BU SÜRECİN ALTINDA KALIRIZ

Türkiye'deki 86 milyon vatandaşın tamamının mutlak yararına olacak bu sürecin neden ilerletilmediğini ve neden hızlandırılmadığını soran Bakırhan, bu soruların esas yanıtının ise doğrudan siyasi iktidar tarafından verilebileceğini belirtti.

Bakırhan, konuya ilişkin olarak şunları kaydetti:

"Bizim dışımızda bu sürecin Türkiye toplumuna, 86 milyona ne kazandıracağını gidip toplumla konuşan, anlatan, onu ikna etmeye çalışan başka bir zemin yok. Yani bu süreçte en samimi, en inanan, en ilerlemesini isteyen zemin DEM Parti zeminidir. Dolayısıyla toplumun kaygıları yerindedir, çünkü geçmişte çeşitli süreçler yaşandı ve olmadı. Toplumun kaygısı yerindedir; çünkü ortada somut bir şey yok. Kaygıyı somut adımlarla giderirsin. Güvensizliği somut adımlarla ortadan kaldırırsın. Yetersizse desteği artırmayı somut adımlarla gerçekleştirirsin."

SİYASİNİN, BELEDİYE BAŞKANININ, MİLLETVEKİLİN DOSYASININ CEZAEVİNDE NE İŞİ OLUR?

Yürütülen süreç ile ilgili olarak ivedilikle atılması gereken adımlardan bir diğerinin de tutuklu bulunan siyasilerin durumu olduğunu vurgulayan Bakırhan, Türkiye genelindeki cezaevlerinde halihazırda yaklaşık 420 bin kişinin bulunduğunu, bu verinin de cezaevlerinin mevcut kapasitesinin yüzde 33 oranında üzerinde bir yoğunluğa işaret ettiğini bildirdi.

Bakırhan, cezaevlerindeki doluluk oranları ve tutukluluk durumlarına dair şunları kaydetti:

"Bu bir sorun değil mi? Bir siyasinin cezaevinde ne işi olur? Bir belediye başkanının ne işi olur? Bir milletvekilinin ne işi olur? Bir gazetecinin veya bir vatandaşın düşüncesini ifade ederken cezaevinde ne işi olur? Bunların tamamı Türkiye'nin sorunlarıdır. İktidar bu konuda istekliyse önümüzde bir engel yok. 2013 ile 2025 arasındaki farkı sorarsınız. 2013’te Milliyetçi Hareket Partisi sürecin karşısındaydı; Cumhuriyet Halk Partisi süreci desteklemiyordu. Parlamentoda güçlü bir destek yoktu. Şimdi neredeyse parlamentoda toplumun yüzde 90'ını temsil eden siyasi partiler masanın başında. Bir parti dışında herkes bu meselenin çözülmesini istiyor. Dolayısıyla toplumu yormaya, gerekçeler üretmeye gerek yok. Toplum somut adım bekliyor. Somut adımı kim atar? Yürütme yasa hazırlar, Meclis'e sunar ve geçer. Somut adımlar herkesi rahatlatır; muhalefeti, iktidarı, siyasi partileri. Şu anda başlayacağımız yer, Meclis'in hazırladığı ve siyasi partilerin ortak tutumuyla çıkan raporun gereklerini yerine getirmektir.

Normal bir vatandaşa sorulacak olsa, ne yapılması gerektiğini bizden iyi söyler. Bu nedenle DEM Parti bir an önce adımların atılması için sahadadır; mücadele ediyor, pres yapıyor, toplumsal desteği artırmaya çalışıyor. İnandığı için iktidarın da artık toplumun sesine kulak vermesi gerekiyor. Toplum hiçbir zaman yanılmadı. Toplum öylesine gerçekçi, öylesine doğruları bilen ve hisseden bir yerde duruyor ki yanlış yapan da sandıkta cevabını alıyor. Bu toplum, AKP'yi 24 yıldır iktidar yapan toplumdur. Şimdi bu toplum 'barış' diyor, 'barışın gereklerini yerine getirin', 'yasaları çıkarın, oyalamayın, uzatmayın' diyor. Şimdi, dolayısıyla bizi seçen toplumsal taban da bir an önce adımların atılmasını istiyorsa, bunun gereklerinin yerine getirilmesi gerekiyor diye düşünüyorum."