Hatimoğulları: Korkularımızı aşarak tabularımızı yıkarak barış elini birbirimize uzatacağız
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen "Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu"na katıldı. 12 Mayıs'ta başlayan ve bugün sona eren forum kapsamında merkez Sur ilçesindeki Cemil Paşa Konağı'nda konuşan Hatimoğulları, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'HALKLAR ARASINDA MÜDAHALE OLMADIĞINDA SORUN YOK'
Farklılıkların bir arada yaşayabileceğini anlatan Hatimoğulları, “Bizler pekala farklılıklarımızla bir arada yaşamayı başarabiliriz. Nitekim dışarıdan müdahale olmazsa, resmi ideoloji müdahale etmediğinde, devlet ve kurumları müdahale etmediğinde halklar arasında bir sorun yok. Halklar birbiriyle farklı dinlere, inançlara rağmen, farklı renklere rağmen aynı mahallede bir arada yaşamayı başarabilmiştir. Farklılıklarda gücünü, ötekine yetenin baskı rejimiyle ötekine diz çöktürmeye çalışmanın bu topraklarda acısını çok çektik ama bu dikişin tutmaması için elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmeliyiz. Toplum çok sesli bir koro gibi bir ahenk içinde pekala yaşayabilir. Bize karışılmadığında bunu da başarıyoruz” diye konuştu.
'BU FORUM SADECE OLDU BİTTİ VE UNUTULDU OLMAYACAK'
Forumda 5 gün süreyle ortak yaşam kültürü, barış, demokrasi için toplumsal barışın bu topraklarda tesis edilmesi, kalıcılaşması için çok sayıda aydın, yazar, sanatçının farklı fikirleri tartıştığını söyleyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Biraz önce de biz bir paneldeydik ve gerçekten son derece güzel bir panel oldu. Çünkü ufuk açıcı. Farklı bir cepheden barışa bakmak, bir sanatçının, bir oyuncunun gözünden, bir müzisyenin gözünden barışa bakmak ve onun dilini, onun kelimeleriyle, onun notalarıyla ifade etmek nasıl olur? Bu forumda bunun çalışması yürütüldü. Bu forumun çıktılarının takipçisi olmalıyız. Evet olacağız gücümüz yettiğince. Bu forum sadece oldu bitti ve unutuldu olmayacak. Burada her fikrin, her düşüncenin, her önerinin hayat bulabilmesi için bunun çalışmasını elimizden geldiğince yapmaya çalışacağız.”
'EMPERYALİST SİSTEM YENİ BİR DÜZENİ TESİS EDERKEN BEDELİNİ HALKLAR ÖDÜYOR'
Orta Doğu'nun ateşinin sürekli harlandığını dile getiren Hatimoğulları, “Emperyalist güçler tarafından harlanıyor. Dünya yeni bir sistemi tesis ederken, kapitalist sistem, emperyalist sistem yeni bir düzeni tesis ederken ya da kendi düzeninin tıkanıklıklarını aşmaya çalışıp bir yeniden yapılanma dönemine girmişken yine bunun bedelini halklar ödüyor. Yine katledilen bizler, kadınlar... Ezidi kadınların nasıl kaçırıldığını çokça gündem yaptık, çok konuştuk. Şimdi de Suriye'de Alevi kadınlar kaçırılıyor. En son kaçırılan bir üniversite öğrencisi, tıp öğrencisi bir Alevi kadın. Din değiştirmesi için baskı yapılıyor ve biz 21. yüzyıldayız. 21. yüzyılda savaşlarda kadınlar adeta bir köle gibi pazarlarda satılıyor, internet sitelerinde satılıyor. Ankara'nın göbeğinde buna tanıklık ettik” ifadelerini kullandı.
'BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI TARİHİ BİR FIRSATTIR'
Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“Ankara'dan Amed'e, Amed'den Ankara'ya karşılıklı kurulacak barış köprüsünün Orta Doğu'ya da uzanacağına yürekten inanıyoruz. Özellikle ülkenin barışı ve bölgenin barışı acil ihtiyaç duyduğumuz, bütün insanlığın acil ihtiyacı olan bir barış söz konusu. Barışı tesis etmemiz gerekiyor. Şimdi Türkiye'de 1,5 seneyi aşkındır devam eden barış ve demokratik toplum çağrısıyla birlikte şekillenen bir süreç var. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için atılmış kimi adımlar var. Ama bu adımların tıkandığı noktaları da çokça duyuyorsunuz. Barış ve demokratik toplum çağrısı tarihi bir fırsattır. Türkiye tarihi bir fırsatın dönemecindedir. Bu dönemeçte bir tabela var. Barış, demokrasi ve hukuk. Bu tabelanın okları bunları gösteriyor. Bu dönemeci doğru yerde dönmek, doğru adımları doğru zamanda atmak son derece hayati. Barışın sigortası hukuk, güvencesi de demokrasidir.”
'KORKARAK BARIŞ ELİ UZATILMAZ'
“Adım atmak bir cesaret işidir. Bir yürek işidir. Bir inanç işidir. Bir bilinç işidir aynı zamanda” diyen Hatimoğulları, “Tabuları yıkmak gerekiyor. Eskiyi tekrar eden bir sistemle hayalini kurduğumuz barışı tesis etmemiz gerçekten çok zor. Bir kere korkularımızdan kurtulmalıyız. Çünkü barışıyoruz. Korkarak barış eli uzatılmaz. Korkularımızı aşarak tabularımızı yıkarak barış elini birbirimize uzatacağız. Barışa inanmalıyız. Barış için de adım atmalıyız. Biz bu cesareti, barış için adım atma cesaretini en çok kadınlarda görüyoruz. Bugün barış annelerinin çektiği bütün acılara rağmen 'ben asker annesinin acısını da yüreğimde hissediyorum' diyen barış anneleri barış için çalışmalarından bir an bile geri durmadılar. İşte barış umudu o yüzden büyüyor bizim yüreğimizde” diye konuştu.
'BARIŞ ANNELERİNİN BEYAZ TÜLBENTLERİ ÖNEMLİ BİR SEMBOL OLDU'
Bu kadar acılı insanların barış için mücadele ettiğini ve barışın mutlaka bu coğrafyada tesis edileceğini vurgulayan Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“Bugün Barış Anneleri'nin beyaz tülbentleriyle Ankara'da siyasi parti liderlerinin ziyaretleri son derece anlamlıydı. Barış Anneleri'nin o verdikleri beyaz tülbent, barış için atılan adımın çok önemli bir sembolü oldu. Biz kadınlar barış mücadelesini sadece silahlar sussun diye vermiyoruz. Biz kadınlar ataerkilliğe karşı, ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı, okullarda, evlerde, sokakta, iş yerinde yaşadığımız şiddete karşı ve toplumun bütün hücrelerine yer etmiş olan militarizme karşı dur demek için mücadele ediyoruz. Bunun politikasını geliştiriyoruz. Daha da büyütmeli ve derinleştirmeli ve hep birlikte bunun mücadelesini biz kadınlar olarak gerçekten en güçlü şekilde veriyoruz.”
'ESKİ SAYFALARI SÜREKLİ BİRBİRİMİZİN ÖNÜNE KOYMAKLA BARIŞ SAĞLANMAZ'
Barışın yepyeni bir sayfayı açmak olduğunu söyleyen Hatimoğulları, “Eski sayfaları karıştırmak, eski sayfaları sürekli birbirimizin önüne koymakla barış sağlanmaz. Bizler tabii ki acılarımızı, kayıplarımızı unutmayacağız. Onların mezar taşları olacak. Onlar hafızamızda kalacak. Ama bizler bu tarihi yüzleşme ve hafızayı yüzleşme ile yoğurmak zorundayız. Elbette bunları sürekli ısıtıp ısıtıp önümüze getirmek değil amaç. Ama hakiki bir tarihsel yüzleşme, gerçeklerle hakikatle yüzleşme gerçekleşmediği sürece kalıcı bir barışı inşa etmemiz neredeyse imkansız. Barış demokratik siyaset stratejisiyle ilerlemeli. Barıştan en önemli kasıt sadece Kürt sorununun çözümü değil, bir yandan Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engellerden biri olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüdür” dedi.
'SIKILI YUMRUKLARI AÇMALIYIZ'
“Barış kimsenin yenmesi ya da yenilmesi demek değildir” diyen Hatimoğulları, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Barış, zaten savaşan ve çatışanların bir anlaşma yaparak barışı tesis etmesi ve bunun elbette toplumsal yansımalarının sağlanmasıdır. Buradan izninizle kısacık bir çağrı yapmak istiyorum. Bu çağrıyı bütün toplumsal ve siyasal dinamiklere yapmak istiyorum. Herkes kendi yankı odasından çıkabilir elbette. Çıkmalıyız. Toplumsal barış için demokrasi ve özgürlük için sıkılı yumrukları açmalıyız. Diyalog zemininde buluşabilmeliyiz. Bunu pekala yapabiliriz. Bu coğrafyadaki kültürel derinlik, zenginlik ve birbirimize olan sevgimizle biz bunu pekala başarabiliriz. Anadolu ve Mezopotamya toprakları bir arada yaşayabildiğimiz zengin bir coğrafya. Medeniyetlerin beşiği, kültürlerin membası. Kürtler bu coğrafyanın kadim halkı. Diliyle, sanatıyla, kültürüyle, kültürel zenginliğiyle bu toprakların verilerine kök salmış. Zalimlerin budadığı bir dal Kürt halkını ortadan kaldırmadı. Deneyimle sabittir ki, budanan her dal bin dalla yeniden yeşerdi ve yeniden toprağa bir kez daha kök saldı. Ve bir kardelen çiçeği gibi inatla var olmaya ve açmaya devam etti. Şimdi barışı bu kadar güçlü konuşabiliyorsak, Kürt sorununun çözümünü ve Kürt dilinin haklarını, Kürt kültürünün haklarını bu kadar rahat konuşabiliyorsak ve talebimizi bu kadar tok bir sesle ifade ediyorsak, burada Kürt halkının bu coğrafyada gösterdiği direncin sonucudur bütün bunlar. Gün barışı ve umudu büyütmenin günüdür.”