İstanbul Barosu’ndan Bilgi Üniversitesi kararına tepki: Yasama yetkisinin gasp edilmesinin yeni örneği

Atilla Yoğurtçu 23 Mayıs 2026
İstanbul Barosu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasını yazılı bir açıklamayla eleştirdi.

İstanbul Barosu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin, eğitim-öğretim yılının sona ermesine bir ay kala Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Baro, açıklamasında karara tepki gösterdi.

HİÇBİR GEREKÇE İÇERMEYEN TEK CÜMLELİK KARAR

Barodan yapılan açıklamada, gece yarısı Resmî Gazete’de yayımlanan kararın hiçbir gerekçe içermeyen tek cümlelik bir karar olduğu belirtildi. Açıklamada, bu kararın Anayasa’nın güvence altına aldığı üniversite özerkliği, eğitim hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi.

Açıklamada, üniversitelerin Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlar olduğu anımsatıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kararına da atıfta bulunulan açıklamada, Mahkeme’nin faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu ve bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini ortaya koyduğu kaydedildi (AYM, E.2020/55, K.2023/228).

YASAMA YETKİSİNİN GASP EDİLMESİ

Açıklamada, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesinin üçüncü fıkrasının, üniversitelerin varlığını yürütmenin tek taraflı idari tasarrufuna bağlı hale getirdiği belirtildi. Baro, bu durumla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir.”

Açıklamada, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi devre dışı bırakılarak çekilmesi sürecinde olduğu gibi, anayasal yetki sınırlarının bir kez daha yok sayıldığı ifade edildi. Kamu düzenini ve temel hakları ilgilendiren meselelerin demokratik meşruiyetten yoksun biçimde tek kişi iradesine tabi kılındığı belirtildi.

Kararın zamanlamasına da değinilen açıklamada, binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademisyenlerin bilimsel üretimi ve üniversite emekçilerinin çalışma güvencesinin göz ardı edildiği, üniversite bileşenlerinin derin bir belirsizliğe sürüklendiği kaydedildi.

Açıklamada, üniversitelerin siyasal iktidarın keyfi müdahale alanı değil; demokratik toplumun, düşünce özgürlüğünün ve bilimsel üretimin anayasal güvencesi olduğu vurgulandı.

İstanbul Barosu, açıklamasının sonunda hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, bilimsel özerklikten ve eğitim hakkından yana olduğunu; yasama yetkisinin gasp edilmesine, anayasal kurumların tek kişi iradesine tabi kılınmasına karşı olduğunu bildirdi. Baro, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğunu kamuoyuna duyurdu.