Koçyiğit: Süreçle ilgili oluşturulacak yasal çerçeve, demokrasinin önünü açacak ve güçlendirecektir
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, çözüm süreci olarak adlandırılan siyasal gelişmelere dair yapılacak düzenlemelerin ülkedeki demokratikleşme adımlarına ivme kazandıracağını ve parlamentonun bu doğrultuda yasal adımlarla süreci desteklemesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündemdeki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, açıklamalarına Malatya'da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. Türkiye'nin geçmişte çok acı bir deprem gerçeğiyle yüzleştiğini ve bu süreçte yüz binlerce insanın kaybedildiğini hatırlatan Koçyiğit, benzer acıların yeniden yaşanmaması adına hızlı ve acil bir şekilde herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Konuşmasında 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle Türkiye'deki genç nüfusun karşı karşıya kaldığı sorunlara da değinen Koçyiğit, ülkede genç olmanın ihmal edilmek, güvencesizlik, geleceksizlik, barınamamak ve çalışamamak anlamına geldiğini ifade etti. Gençlerin okurken çalışmak zorunda kaldığını ve mezuniyet sonrasında iş bulamayarak zincir marketlerde kasiyerlik yapmaya mahkum edildiğini söyleyen Koçyiğit, gençliğin özünde bir itiraz, örgütlenme, hak arama ve ifade iradesi barındırdığını, en büyük demokratik haklarını kullanan kesimi oluşturduğunu dile getirdi. Türkiye'de gençlerin bu haklarını kullanması yerine susmasının ve biat etmesinin beklendiğini kaydeden Koçyiğit, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin üniversitelerin özerk yapısını ortadan kaldırdığını, bilimsel ve eleştirel düşünceye tahammül göstermediğini, öğrenci kulüplerinden kamusal alanların kullanımına kadar kısıtlayıcı politikalar uygulayarak kayyum rejimini üniversitelere soktuğunu belirtti.
Gençlerin söz hakkını kullandığı, itiraz ettiği veya sokağa çıktığı her alanda karşılarında kolluk güçlerini bulduğunu ifade eden Koçyiğit, yakın dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) öğrencilerin hedef gösterilmesini, ardından yaşanan gözaltı ve tutuklamaları bu duruma örnek olarak gösterdi. Bu gelişmelerin gençliğin kriminalize edilmesinin ve kampüs içindeki eylemlerin dahi güvenlik soruşturmasına konu edilmesinin tipik bir yansıması olduğunu söyleyen Koçyiğit, bugün gençliği bir özne olarak değil, bir risk olarak gören bir yaklaşımın yaygınlaştırılmaya çalışıldığını vurguladı. Sadece sokaklarda ve kampüslerde değil, dijital mecralarda da gençlerin kuşatıldığını, ifade ve örgütlenme haklarının engellendiğini belirten Koçyiğit, öğrenci dernekleri ile topluluklarının sosyal medya hesaplarının kısıtlanmasının bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti. Bu durumun bir içerik sorunundan ziyade ifade özgürlüğünün, örgütlenme hakkının ve siyasal katılım hakkının engellenmesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
SİYASAL SEYRİN YASAL ADIMLARLA İVMEYE KAVUŞTURULMASI GEREKİR
Türkiye'nin en önemli siyasal gündem maddelerinden birinin çözüm sürecinin seyri olduğunu vurgulayan Koçyiğit, bu sürecin ilerletilmesinin halkın ve demokratik kamuoyunun ortak beklentisi ile hedefi olduğunu kaydetti. Toplumun öncelikli gündemi olan bu meselenin siyaset kurumunun da öncelikli ödevi olduğunu belirten Koçyiğit, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin önerdiği bazı somut adımların sürecin ilerletilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Yürütme kanadı adına yapılan açıklamalarda da yasal boyutun gündeme getirilmesinin sürece ivme kazandırması bakımından önem arz ettiğini dile getiren Koçyiğit, sürecin başarıya ulaşması adına Abdullah Öcalan başta olmak üzere tüm muhatapların gerçek anlamda bir çaba içerisinde bulunduğunu söyledi. Var olan sıkıntıların aşılması amacıyla siyasal iktidarın ve bir bütün olarak meclisin devreye girmesi, hızlı bir şekilde rolünü oynaması gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, sürecin ikinci aşamasının yasal gereklerinin ortada olduğunu ve bunların görmezden gelnemeyeceğini belirtti.
Siyasal seyrin yasal adımlarla ivmeye kavuşturulması ve siyasal çerçevenin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğinin aciliyetine değinen Koçyiğit, "Barışın hukuka ihtiyacı var. Barışın hukuka derhal ihtiyacı var." dedi. Bu doğrultuda meclis komisyon raporunun atılması gereken adımları ve yapılması gerekenlerin yol haritasını hem meclis hem de yürütme için çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu, bu raporun bağlayıcı bir nitelik taşıdığını ve rapora her kesimin imza attığını hatırlattı. Önerdikleri barış izleme ve takip mekanizmasının da ivedilikle kurulması gerektiğini yineleyen Koçyiğit, iktidardan muhalefete, Kürdünden Türküne ve farklı inanç gruplarından herkese katkı sunacak bu sürecin demokratik yasal çerçeve ile nihayete erdirilmesi gerektiğini, bunun için hep beraber çalışılması gerektiğini ifade etti.
HER SÖZÜMÜZÜ EYLEME ZAMANI ÇOKTAN GELDİ DE GEÇİYOR BİLE
Türkiye'nin kalıcı barışa ihtiyacı olduğunu dile getiren Koçyiğit, yürütmenin iktidarıyla ve muhalefetiyle, parlamentonun bu sürecin ilerletilmesi ve başarıya ulaştırılması için aktif olarak devrede olduğunu tüm toplumun görmek istediğini kaydetti. Gözlerin mecliste, iktidarda ve atılacak yasal ile pratik adımlarda olduğunu belirten Koçyiğit, Türkiye'deki kalıcı barışın, güçlü demokrasinin, gerçek adaleten ve özgürlüğen ancak oluşturulacak yasal çerçeve ile güvence altına alınabileceğini vurguladı. Sürecin tek bir boyuta indirgenerek sıkıştırılmasının doğru olmayacağını, daha geniş bir demokratikleşme ve özgürleşme perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyleyen Koçyiğit, yasal adımlar konusunda cesur olunması, bugünün koşullarından ziyade gelecek odaklı bakılarak 86 milyona getirilecek kazanımlara odaklanılması gerektiğini ifade etti.
DEM Parti olarak kalıcı barış, güçlü demokrasi, özgürlük, herkese adalet ve demokratik siyasetin büyümesi adına üzerlerine düşen tarihsel ve siyasal sorumluluğu sonuna kadar yerine getirmeye hazır olduklarını belirten Koçyiğit, artık meselenin sözden eyleme dönüştüğünü, her sözü eyleme geçirme zamanının çoktan geldiğini ve geçtiğini sözlerine ekledi.