Öcalan'dan DEM Parti'nin konferansına mesaj: Demokrasinin kolayca inkar edilebildiği bir ülkede, hiçbir sorun çözülemez

Çetin Yılmaz 8 Haziran 2026
Abdullah Öcalan, DEM Parti'nin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı'na gönderdiği mesajda yerel demokrasinin önemini vurgulayarak, kayyım politikalarının kaynağında yerel demokrasinin olmayışının yattığını belirtti.

Abdullah Öcalan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) tarafından Diyarbakır kentinde düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı'na bir mesaj göndererek yerel yönetimlerin taşıdığı öneme dikkat çekti ve yerelin güçlendirilmesinin Türkiye'yi bölgede daha güçlü bir konuma getireceğini ifade etti.

1950’lerden itibaren yerelin, bölgenin, milliyet ve kültürün hukukunun, sınırlı da olsa yeniden tanımlandığını ve demokratik anayasalara geçildiğini belirten Öcalan, Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ederek onayladığı "Yerel Yönetimler Özerklik Şartı"nın da bu sürecin bir devamı olduğunu kaydetti.

Yerel demokrasiye dönüşün ülkelerin kurtuluşu ve toplumların nefesi olduğunu ifade eden Öcalan, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

"Türkiye’nin rolünün başat olduğu Orta Doğu’da yerel ve bölgesel olana demokratik ifade şansı tanınırsa, sorunların büyük bir kısmı daha kolay aşılacaktır. Özellikle yerel demokrasi üzerindeki çekincenin kaldırılması, Türkiye’yi ikinci yüzyılda bölgede güçlü kılabilir. Demokratik çözüme duyarlı; hem toplumlar hem de devletler için yeniden yapılanma şarttır. Çağın genel akışı da ihtiyacı da merkeziyetçiliği azaltmak, yereli çoğaltmak yönündedir. Akıntıya karşı kürek çekmek, direnmek var olan siyasi, ekonomik, ekolojik krizi daha da derinleştirmektir. Nitekim bir asır böyle heba olmuştur ve herkese kaybettirmiştir."

KAYYIM POLİTİKASININ KAYNAĞINDA DA YEREL DEMOKRASİNİN OLMAYIŞI YATAR

Antidemokratik merkezi yapıların kendiliğinden dönüşeceğini bekleme yanılgısına düşmemek gerektiğine dikkat çekilen mesajda, şunlar kaydedildi:

"Süreklilik kazanmış demokratik yerel ve kültürel yapıların örgütlü mücadelesi, dönüşümleri hızlandırmada belirleyici olmuştur. Yerel demokrasi ve demokratik anayasalar da böylesi mücadeleler sonucu geliştirilmiştir. “Yerel demokrasi ve demokratik anayasa” formülü, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünün de formülüdür. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde geliştirmeye çalıştığımız demokratik entegrasyonunun şah damarı da yerel demokrasidir. Demokratik entegrasyon ancak yerel demokrasiyle anlamını bulabilir. Son yıllarda uygulanan kayyım politikasının kaynağında da yerel demokrasinin olmayışı yatar. Demokrasinin bu denli kolayca inkar edilebildiği bir ülkede, hiçbir sorun çözülemez ve çözülemediği de ortadadır."

Mesajında, "Kürt sorunu yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir" diyen Öcalan, şu hususları aktardı:

"Sadece Kürt sorunu bağlamında değil, bir bütün olarak Türkiye için mevcut yerel yönetim sorunlarını aşmanın yolu, güçlü yerel demokrasiden geçer. Yerel demokrasinin hukuk çerçevesinde güvence altına alınması en gerçekçi ve tek çözüm formülüdür. Suriye, Irak ve İran için de gerekli olan, yerel demokrasinin tam ve eksiksiz olarak uygulanmasıdır. Tüm olumsuzlukların panzehiri demokratik siyaset ve yerel demokrasidir. Demokratik topluma ancak böyle ulaşmak mümkündür. Yerel demokrasinin geliştirilmesinde yerel yönetimlerin rolü belirleyici ve öncüldür. Demokrasinin de demokratik komünün de ilk ayağı yereldir. Demokratik komünal halk belediyeciliğinin geliştirilmesi, bu yolda ön açıcıdır. Bunun için merkeze, iktidara ve tekelciliğe değil, halka dayalı alternatif sosyal, ekonomik, ekolojik modeller geliştirilmelidir. Yerel yönetimlerin en büyük sermayesi halktır; halkın emeği birleştirilirse altından kalkılmayacak hiçbir sorun yoktur.”

Demokratik belediyecilik anlayışının geliştirilmesi yönünde çağrıda bulunan Öcalan, mesajında şu görüşlere yer verdi:

"Halkın yönetime katılımı ve bütün kararlara dahil edilmesi esas alınmalıdır. Kent Konseyleri, Kent Meclisleri kurulabilir; yurttaşlar burada toplanıp, her türlü ekonomik, sosyal sorunlarını tartışabilir ve kararlar alabilir. Demokratik halk belediyeciliği geliştirilirse, halk belediyesine sahip çıkar; kolay kolay da kayyım atamaları gibi antidemokratik yönelimler de gelişemez."

Avrupa’da belediyenin temelinin komün olduğunu belirten Öcalan, şu ifadeleri kullandı:

"Kürtlerde de 'kom bûn'dur, kökeni binlerce yıl öncesine dayanmaktadır ve bu topraklardan Avrupa’ya uzanmaktadır. Devlet makro düşünür ve yaklaşır, komün ise mikro çözümler üretir; ikisi arasında diyalog, müzakere ve bir rekabet olur ama çatışma olmaz. Böylece sivil toplum işlevselleşir, gerçek kültürel, sosyal, ekonomik kurumlara dönüşürler. Tüm bunların zemini ve imkanı olan belediyelerde komün ruhu geliştirilmeli ve tüm çalışmalar bu ruhla yürütülmelidir. Salt tartışma yetmemektedir, artık inşa etme ve uygulama zamanıdır."

Öcalan, mesajında, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda sınıf yerine komün koyduklarını belirterek şunları kaydetti:

"Biz ne sınıfı ne de devleti inkar ediyoruz. Ama devlet ur gibi büyüyor. Devletle komün sentezimiz; donmuş, büyük gerginliğe yol açan, anlamsız savaşlara ve sınıfçılığın aşırı idealize edilmesine yanıt olarak gelişiyor. Ve giderek esnetiyoruz bunu. Bunun panzeri, komün devlet ilişkisini demokratik bir mücadele ve rekabete dönüştürmektir. Suriye’de son dönemde yapılmak istenen bu açıdan önemlidir; Irak’ta da bunu uygulamak gerekir. Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesi örnektir; Türkmenler here mikro bir devlet değil, kendilerinin içeriğini belirlediği bir komün olabilir. Yerel demokrasi zihni ve önemiyle belediyeler yönetilmelidir; küçük kırtasiyeci akılla belediyeler yönetilmemelidir. Temizlikten ucuz üretime, eğitimden sağlığa, ulaşımdan ekolojiye kadar kentlerin tüm ihtiyaçlarına komün anlayışıyla çareler bulunabilir. Yeter ki “belediyeler komündür” anlayışıyla hareket edilsin ve bunun gereği yapılsın. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yerel yönetimlerde, belediyelerde başarılı olmak yeni gelişmelere yol açacak; demokratik müzakere konumuna, zeminine daha fazla güç sunacaktır.”