8 Haziran 2026 Pazartesi
Gündem

Sendan: Mesele artık yalnızca bir ekonomik daralma değil, daha derin bir siyasal ve ahlaki çözülme halidir

DTF Genel Başkanı Cihan Sendan, CHP'nin 38. Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı ve genel merkezin tahliye edilmesine ilişkin açıklama yaparak, yaşanan gelişmelerin derin bir siyasal ve ahlaki çözülme hali olduğunu ifade etti.

Güncelleme: 03.06.2026 01:31 108 görüntülenme
Paylaş:
Sendan: Mesele artık yalnızca bir ekonomik daralma değil, daha derin bir siyasal ve ahlaki çözülme halidir

Türk-Alman Dostluk Federasyonu (DTF) Genel Başkanı Cihan Sendan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı ve CHP Genel Merkezi’nin polis operasyonu ile tahliye edilmesine yönelik yazılı bir açıklama yayımladı.

Sendan, gerçekleştirdiği açıklamada, "Mesele artık yalnızca bir ekonomik daralma değil, daha derin bir siyasal ve ahlaki çözülme halidir" ifadelerini kullandı. Demokratik rejimlerin özünün sadece seçimlerin varlığından ibaret olmadığını kaydeden Sendan, "Sandık, tek başına demokrasi üretmez. Demokrasi; kuvvetler ayrılığıyla, bağımsız yargıyla, muhalefetin meşru varlığıyla, ifade özgürlüğüyle, hukuk önünde eşitlikle anlam kazanır. Muhalefetin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir dekor unsuruna indirgenmesi, çoğulculuğun ise tehdit gibi sunulması, demokratik vasfı zayıflatır" diye konuştu.

HUKUKUN İŞLEVİ DEMOKRATİK ALANI DARALTMAK DEĞİL GÜVENCE ALTINA ALMAKTIR

"Türkiye’nin sahibi iktidar değildir. Türkiye’nin sahibi, hukuku, emeği, vicdanı ve iradesiyle var olan millettir. Ve demokratik bir toplumda son söz, er ya da geç, yine milletindir” ifadelerine yer veren Sendan, CHP'nin 38. Kurultayı’na ilişkin verilen mutlak butlan kararının uzun vadede toplumun tamamını güvensizlik iklimine mahkum edeceğini belirtti.

Konuşmasının devamında hukuki kavramların niteliğine ve siyasetle ilişkisine değinen Sendan, şu ifadeleri kaydetti: “Son dönemde ana muhalefet partisine dönük hukuki ve siyasi tartışmalar, özellikle de ‘mutlak butlan’ kavramı etrafında yürütülen değerlendirmeler, yalnızca teknik bir parti içi mesele gibi görülemez. Mutlak butlan, hukuk düzeninde bir işlemin en başından itibaren yok hükmünde sayılması anlamına gelen son derece ağır ve istisnai bir nitelendirmedir. Böylesine köklü sonuçlar doğuran bir kavramın, siyasal rekabetin merkezindeki bir parti bağlamında tartışılmaya açılması bile, Türkiye’de siyasetin hukukla ilişkisi bakımından ciddi sorular doğurmaktadır. Çünkü hukukun temel işlevi, demokratik alanı daraltmak değil güvence altına almaktır.”

DEMOKRATİK DÜZENE ZARAR VERİR

Hukuki kavramların, siyasal alanı yeniden tasarlamanın araçları gibi algılanmaya başlandığında, yalnızca ilgili partiye değil, bizatihi demokratik düzene zarar vereceğini belirten Sendan, “Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur, ana muhalefet partisi üzerine yürüyen her tartışma sadece bir partinin geleceğini değil, Türkiye’de siyasal çoğulculuğun geleceğini de ilgilendirir. Cumhuriyet’in kurucu siyasal damarlarından birini temsil eden bir yapının, hukuk devleti ilkeleri yerine siyasal müdahale izlenimi doğuran süreçlerle karşı karşıya kalması, geniş toplum kesimlerinde ‘rekabetin eşit şartlarda yürütülmediği’ kanaatini güçlendirmektedir. Oysa demokratik meşruiyet, rakibi zayıflatarak değil; güçlü rakiplerle, açık kurallarla ve adil bir zeminde yarışarak üretilir” dedi.

BENİM İRADEMİN SONUÇ ÜRETME KAPASİTESİ KALMADI DUYGUSU

Devlet ile millet arasındaki görünmez sözleşmenin aşınmasının da sorunun başka bir boyutu olduğunu kaydeden DTF Genel Başkanı Sendan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurttaş sandığa gidip oy kullansa bile, kararların önceden verildiğine, kurumların tarafsız olmadığına, hukukun güçlünün lehine esnediğine inanmaya başlarsa, siyasal aidiyet ciddi biçimde sarsılır. Bir toplumun ‘benim irademin sonuç üretme kapasitesi kalmadı’ duygusuna sürüklenmesi, demokratik hayat açısından en tehlikeli eşiklerden biridir. Çünkü bu duygu yayıldığında yalnızca siyasal gerilim artmaz; aynı zamanda ortak vatandaşlık zemini de zayıflar. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu tablo, ekonomik göstergelerle sınırlı olmayan çok katmanlı bir kırılmaya işaret etmektedir. Değer kaybeden para birimi, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, genç işsizliği, yatırımcı güvensizliği ve nitelikli insan kaynağının ülke dışına yönelmesi, sadece iktisadi veriler olarak okunmamalıdır. Bunlar, kurumsal yapının sağlığına dair işaretlerdir. Ekonomi, yalnızca faiz, kur ve enflasyon meselesi değildir; ekonomi aynı zamanda hukuk güvenliği, öngörülebilirlik, liyakat ve toplumsal güven meselesidir. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa, girişimci risk alamıyorsa, gençler kendi ülkelerinde gelecek tasavvur edemiyorsa, orada ekonomik krizden daha fazlası vardır, bir yön duygusu kaybı vardır.”

DIŞ POLİTİKADAKİ DEĞER İÇERİDEKİ KURUMSAL AŞINMAYI TELAFİ ETMEZ

Jeopolitik düzlemde Türkiye’nin taşıdığı önemin tartışmasız olduğunu, ülkenin bölgesel güç dengeleri, enerji hatları, güvenlik mimarisi ve uluslararası ittifaklar bakımından merkezi bir konuma sahip olduğunu belirten Sendan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

"Ne var ki dış politikadaki stratejik değer, içeride kurumsal aşınmayı telafi etmeye yetmez. Uluslararası alanda etkili görünmek ile içeride adil, müreffeh ve güven veren bir düzen kurmak aynı şey değildir. İçeride hukuk zedelenmişse, dışarıdaki güç projeksiyonu sınırlı bir vitrinden öteye geçemez. Devletin asli görevi, yurttaşını edilgen bir kitleye dönüştürmek değil, onun haklarını güvence altına almaktır.”

Paylaş:

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok.

Benzer Haberler